5. Renç Koçibey Rallisi (12 Eylül 1998)
Opet İstanbul Rallisinde attığımız takladan sonra arabayı bir kenara koyup günlük hayatımıza geri dönmüştük. Takla atmış bir arabayı toplamak gerçekten bir çok sürprize gebe bir iş. Bu nedenle işe başlama konusunda pek de istekli değildim doğrusu. Sonunda çalışmaya başladık ve öncelikle arabayı kazalar esnasında ezilmekten koruyan roll-cage in sökülmesi esnasında parmağımı balyozla ezerek ilk evreyi tamamlamış olduk. Yaklaşık bir hafta sağ elimi kullanamamam sonucu arabayı toplama isteğim de küllenmeye başladı. Araya yaz tatili ve Uluslararası Elektrik Makinaları Konferansının da girmesiyle araba unutulmaya yüz tutmuştu.. 6 Eylül Pazar günü yapılan off-shore tekne yarışları biraz geç de olsa yeniden bir takım kıpırdanmalara neden oldu ve o akşam arabayı toplayıp Renç Koçibey Rallisine girmeye karar verdim. Bu aslında pek dengeli bir karar sayılamazdı çünkü beş gün içinde takla atmış bir arabanın tamamen sökülmesi, düzeltilmesi, boyanması, toplanması ve yürür aksamının elden geçirilmesi ayrıca da yarışa kayıt yaptırıp parkuru gezmek, yol notu çıkartmak ve mümkünse bu notları kontrol edip antrenman yapmak gerekmekteydi. Ayrıca toprak zeminde kullanabileceğimiz cinsten lastiklerimiz de yoktu.. Tabii ki bu işlerin bir kısmını para karşılığı yaptırabilecek kadar paramız da yoktu.
Pazartesi-Çarşamba günleri arası Aras, Bahadır, Yamaç ve ben günde ortalama 4 saat uyuyup 15 saat çalışarak arabayı toparlamaya başladık. Araba düzeldikçe bizler eğilip bükülmeye başladık. Sanıyorum Çarşamba sabaha karşı boya işini bitirip İtü kampüsünde koltuksuz, farsız ve elektrik tesisatsiz, jantların üzerine oturup kısa bir deneme turu attık. Daha sonra evlere dönüp biraz uyuduk. Ertesi gün saat 12 gibi Bahadır’ın emektar Doğanıyla etapları ilk kez görmeye gittik. Son derece uzun ve kırıcı olan etapları ancak bir kere geçip notlarımızı yazdık ve orada bir kaç haftadır kamp kurup yolları çalışan arkadaşlara gıpta edip tekrar arabanın yanına dönüp toplamaya devam ettik. Sonunda Cuma günü geldi ve saat 14:15 de Beykozdaki teknik kontrole ucu ucuna yetiştik. (Yolda bile arabayı toplamaya devam ettik). Teknik kontrolden geçtik ve seyirci özel etabını gezmek üzere yola çıktık. Aynı gece saat 23:00 da üniversiteye geri döndük ve son hazırlıklarımızı tamamlamaya çalıştık.
Bu arada bize yarış başına 200 litre benzin vermeyi taahüt eden ELF firmasının da neden olduğu ve sanıyorum bayi ciddiyetsizliğinden kaynaklanan ve pompa görevlilerinin de seviyesizliği ile zenginleşen sıkıntımız, yorgunluğumuzun ve yarış giderlerimizin biraz daha artmasına neden oldu. Bu tür davranışları artık benimseyip alıştığımız için fazla üzerinde durmamaya gayret edip saat 02:30 da evime gelebildim.
Yarış sabahı saat 07:00 da uyandım. O sabah da önceki 5-6 sabah gibi ellerim iki numara daha şişerek büyümüştü ve her tarafım yorgunluktan kırılıyordu.

Sonunda start yerine ulaşmıştık ama son derece yorgun, uykusuz, hazırlıksız ve bunların sonucu olarak moralsizdik. Ayrıca 4 senelik yarış hayatımda ilk kez 40 kapı numarasıyla en sondan start alacaktık. Ancak şunu belirtmeliyimki bu yarışın benim için en keyifli yanlarından birini teşkil eden Sayın Oğuz Gürsel ve Aydan Akal ikilisiyle yarış boyunca son derece keyifli bir sohbet edebilmem de bu sayede gerçekleşti. Riva dan aldığımız ilk etap startı ile biraz yorgunluğumuzu atıp yarışa konsantre olmaya başladık ama eksik antrenmanımız son derece kırıcı olan bu etapta kendini belli etmeye başlamıştı kafamız büyüklüğündeki kayalardan yarım metre derinliğindeki kanalların içine düşüyorduk…Zavallı arabamız…Bir kaç kez fazlasıyla kayıp yoldan çıkma noktasına da geldikten sonra ayağımızı gazdan çekip kollayarak gitmenin daha hayırlı olabileceğini düşünmeye başladık. Buna rağmen önümüzdeki yarışmacıya yetişip tozunda bir süre yol aldık. Etap finişindeki sol serti de notlara yazmamamız nedeniyle oldukça gösterişli bir finiş yapmak zorunda kaldık.

İkinci etabı da iyi bir tempoyla geçtik ama etap sonunda önümüze çıkan iki inek bizi bayağı korkuttu ve 5 saniyemize maloldu. Merak edenler için: ineklere çarpmadık. Üçüncü ve en uzun ve kırıcı etapta ise tam bir yaprak dökümüne şahit olduk en az üç arkadaşımız arabalarını kırarak kalmış bunlardan biri devrilmişti. Bunlardan başka iki arabayı da etap içinde geçtikten sonra notlarda yaptığımız ciddi bir hata nedeniyle 1 km kadar notsuz ve seyircilere “ralli bu tarafamı?” diye sorarak geçtik. Sonunda üçüncü etap da bitti. Sıra dördüncü seyirci etabına gelmişti bu etabı da kısa bir süre not kaçırmamız hariç iyi denebilecek bir tempoyla geçtik. Burada da birbirine çok yakın olarak yolda kalan iki yarışmacı arkadaşımızın uyarılarıyla virajin sonundaki arabalarına çarpmamak için yavaşlamamız da fazladan zaman kaybetmemize neden oldu. Beşinci etap yorgunluk kendini göstermeye başladı geçen bir haftanın acısı zamansız olarak çıkmaya başlamıştı. Tempomuz daha da düştü ayrıca vitesimiz de sürekli 3 den atarak tehlikeli durumlar yaratıyordu.

Altıncı etapta ise yine kötü bir sürpriz bizi bekliyordu. Daha önce önümüze inek çıkan yerde bu kez de bir yarışmacı arkadaşımız yolda kalmış ve son derece dar olan yolu bloke etmişti çarpmamak amacıyla ağaç kökleri, kaya ve çalıların üzerinden geçerken egzosumuz motor tarafından ve kökünden kırıldı. Artık arabada gerçekten kafa şişirici bir gürültü vardı yorgun ve uykusuz biri daha ne istiyebilir ki?. Yedinci Etabın startında Berk, Volkan, Bahadır ve Sibel den oluşan hızlı servis ekibimizin de yardımlarıyla egzosu iki parçaya kırıp arabanın altından çıkartmayı başardık böylece süratle giderken bir yere takılma riskini ortadan kaldırmış olduk.


Start aldıktan 1.5 km sonra bir su geçişinde cama sıçrayan sular tozla birleşince cam çamurla kaplandı. Akşam saatleri olması nedeniyle Güneş ufka yaklaşmıştı ve karşıdan geldiğinde görüşü imkansız hale getiriyordu. Bu etap içinde de iki arkadaşımızın daha arabalarını kırarak yarış dışı kaldıklarını gördük. Bizi bekleyen son tatsız sürpriz ise sekizinci etaptaydı sol sert ve çok dik bir virajda ikinci vites dişlisi kırıldı ve birinci ve üçüncü viteslerle etabın ve yarışın geri kalanını bitirmek zorunda kaldık. Bunca olayın üzerine hava da tamamen kararınca yetersiz olan aydınlatma donanımımızın da yardımıyla son iki etabı 1-3-4 vitesleri kullanarak ve gezinti temposunda tamamlayıp Beykoz konaklarındaki finiş noktasına vardık..
Belkide katıldığım en kırıcı yarışlardan biri olan bu yarışa kesinlikle en az sürede hazırlanıp girmiştik. Birilerini geçtik ama geçebileceğimiz herkesi değil. Gerçekten önemli olan yarışa katılmak, dost ve ağabeylerimizle keyifli bir gün geçirmekti, öyle de oldu. Arabamı satıp askere gitmeden önceki son yarışımda kaza yapmamak oldukça iyi bir sonuçtu. Sanıyorum en az bir-iki sene parkurlarda yokum.
![]()
Geçen dört yıl içinde sürekli desteklerini gördüğüm Aileme, sevgili kardeşlerim Bahadır, Volkan ve çeteye sonradan dahil olan Aras’a, taze kopilotum Yamaç’a, Levent Gür’e, Yüksel Özgür’e, start yerlerine gelen bütün İTÜ’lü kardeşlerime ve bütün ralli camiasına teşekkür ediyorum. Sizler olmasanız bir etap bile gidemezdim….
Azmi Demirel