Renç Koçibey Eğitim Semineri ve 3. Dinozorlar Rallisi

 

Bir önceki link’e tıklayan herkes sanırım benim kim olduğumu, yazımın burada ne aradığını ve de Azmi Demirel ile nasıl tanıştığımı merak edeceklerdir. Buna bir açıklık getirmek için Özgür Taşdizen’in, İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümünde okuyan bir motor sporu tutkunu olduğunu söylemem yeterli olacaktır sanırım. Azmi Abi’yle nasıl tanıştığıma gelince...biraz eskiye dönmek istiyorum.1999 yılında üniversite tercihlerime yön vermek için İTÜ’nün tanıtım toplantısına katıldım. Burada bana verilen katalogun sayfalarından birinde ne gördüm sizce? Üzerinde İTÜ yazan bir ralli arabası; ve o andan itibaren bu ralli arabasıyla yarışan kişinin peşine düşmeye karar verdim. Zaten daha sonra İTÜ’yü kazandığımı öğrenince takibimde güçlük çekmeyecektim. Yalnız bir sorun vardı, Azmi Demirel askere gitmişti.2001 yılının başlarında internette tesadüfen Azmi Demirel’in askerden döndüğünü öğrendim. Heyecanla odasına gittim ve bu sayede tanıştık. Odadan çıktığımda elimde 96’Pirelli rallisine ait yol notları vardı. O hafta sonu bu notları takip ederek Arabam ile Pirelli rallisinin ilk iki etabını geçtim, ilk defa kendimi ralliye çok yakın hissetmiştim. Önceleri pist yarışlarıyla daha çok ilgilenirdim. Bir süre sonra ise Azmi Hoca benim gözümde Azmi Abi oldu ve buradan kendisine, ondan öğrendiğim her şey için tekrar teşekkür ederim.

Bu trafiğe kapalı alanda çekilmiş bir resmim... ( Not: Bunu ben zorla yazdım. A.D.)

Katıldığım eğitim seminerine gelince, başvurumun ardından geçen heyecanlı bekleyiş Renç Koçibey adına düzenlenen bu seminere kabul olduğumu öğrenmemle birlikte yerini hayallerimin birer birer gerçekleşmesine bıraktı. Seminerin içeriğine dönersek, 4000 başvuru arasından seçilen yaklaşık 180 kişi motor sporları camiasının ünlü isimlerinden ders aldılar. Ben de Serdar Bostancı’nın sınıfına verilmiştim.3 gün içerisinde Serdar Bostancı, Cihat Gürkan ve CanÜnlü ile birlikte yaklaşık 7-8 saat geçirdik. Bu derslerde özel etap,normal etap,yol notu,bayraklar,kurallar gibi temel konular ile beraber yarış arabalarının özellikleri ve yarışa hazırlanmaları üzerinde duruldu. Çoğu kimsenin tahmin ettiğinin aksine ileri sürücülük tekniklerinden pek bahsedilmedi; daha ziyade rallinin ne olduğu anlatıldı. Teorik eğitimden birkaç hafta sonra bir pazar sabahı topluca Körfez Pisti’ne gidildi. Önce Serdar Bostancı’nın kullandığı bir Palio ile pistte 3 tur atıldı daha sonra ise sırayla herkes Palio’lar ile 4 tur attı. Direksiyona geçtiğimde yarış arabaları hakkında ilk fikirlerim oluştu. Kullandırılan Palio’lar her ne kadar standart olsalar da altımdaki arabadan sert tepkiler aldım ve pistte araçların inanılmaz bir yol tutuşa sahip olduklarını anladım. 2 turumu tamamladıktan sonra arabayı zorlamaya başladım ve hala virajlarda çizgisinden ciddi bir şekilde sapmadığını fark ettim Bu esnada bir şey daha öğrendim arabanın viraj içindeki arka tekerleği havalanabiliyormuş. Tam ısınmaya başlamıştım, büyük bir keyif alıyordum ki 4 turumu tamamladım ve arabayı sıradaki arkadaşa devretmek üzere pite çağrıldım. Günün sonunda hafif buruk bir sevinç ile evime döndüm. Hafif buruk diyorum çünkü o an çok mutlu olmama rağmen kafamda tekrar ne zaman yarış arabası kullanabileceğime dair soru işaretleri vardı.

Aradan günler geçti ve ben tam ümidimi kaybetmek üzereyken Serdar Bostancı’nın grubundaki katılımcıların arasında en hızlı olduğumu öğrendim ve haliyle çok sevindim. Sevincim eğitim seminerinde başarılı bulunanların arasında çektirilen kuraya katılmamla son buldu. Bu noktada yapılan yanlışlıkları anlatmayacağım; sadece şunu söyleyeyim: Yarışlara katılacak pilot sayısından daha çok kişi kura çekimine çağrılmıştı, keşke en yüksek notu alan birkaç kişiye kura çektirilmeseydi, daha adil bir seçim oldurdu. Her neyse, sonuç itibariyle Dinozorlar Rallisi’ne katılmaya hak kazandım.

Dinozorlar Rallisindeki U' yu dönerken..

Dinozorlar (dinazor diye yazılmaz aklınızda bulunsun) rallisine gelince; isminin dinozorlar olmasının nedeni tahmin edilebileceği gibi eski pilotların katıldığı bir yarış olması. Biz de, seminerden çıkan 10 yavru dinozor kendimizi Citroen Saxo VTS’lerin içinde bulduk. Bir defa co-pilot bir defa da pilot koltuğuna oturduk. Grup A özelliklerinde hazırlanmış bu arabalarda en çok hoşuma giden şey kısa oranlı vites kutusuydu. Motorun kolayca devirlenmesi keyif vericiydi. Ayrıca diferansiyel kilidinin ve sert süspansiyonunun olması, zeminin de toprak olduğu düşünülürse çok zevkli bir yarış olduğu anlaşılabilir. Araba birkaç defa kaydı ve ben anladım ki araba istediğim yöne gidiyor! Böylelikle toprakta nasıl kayıldığı ve ralli arabalarının yolu nasıl tutuğu hakkında fikir sahibi oldum. İlk defa böylesine kuvvetli ve iddialı yarış özelliklerine sahip bir araba kullanmıştım. Tam ısınmaya başlarken 2 dakika 13 saniyede turumu tamamladım ve neredeyse yarıştakinden daha süratli bir şekilde arabayı park yerine götürdüm. Keşke biraz daha kullanabilseydim...Yarışa başlamadan, benden önce çıkan arkadaşlardan birisinin kaza yapması ve başka bir arabanın da mekanik arıza yaşaması, ayrıca tüm sorumlulukların bana ait olduğunu belirten bir kağıt imzalamış olmam çekinmeme yol açtı. İyi de oldu; arabayı sağlam teslim etmem gerekiyordu, başardım. Azmi Abi’yi şaşırttığım için mutluyum. “Finişe gel ve şaşırt beni!” demişti hep. Aklımda onun söyledikleri, ilk birkaç viraj arabayı zorlamadan tanımaya uğraştım, sonlara doğru da co-pilot olarak yanımda oturan arkadaş “Çok iyi gidiyoruz!” diye bağırmaya başlayınca fazla hızlandığımı düşündüm. Arabanın bir iki yerde fazlaca kayması da beni düşüncemin doğru olduğuna inandırdı ve biraz daha temkinli giderek kazasız belasız yarışı tamamladım. 1 saniye farkla ikinci olduğumu öğrenince ne yalan söyleyeyim kısa bir süreliğine biraz üzüldüm, keşke az daha bassaymışım gaza dedim. Daha sonra çok daha kötü sonuçlanabileceğini düşünüp, birinci gelen arkadaşın fazladan tur attığını öğrenince, bir de karşımda kameraları görüp TV kanallarıyla röportaj yapınca yeterince başarılı olduğumu anladım. Bu yarışın sonunda şık bir kupam oldu. 

Kupa töreni

Daha sonra “Pitstop” adlı TV programına Emre Yerlici ve Yusuf Aramacı ile birlikte konuk olarak katıldım. Programın sonunda Emre Yerlici ile playstation oynadım (kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi!). Oyunu ben kazandım J ...Sonuç itibariyle bu eğitim semineri macerası benim için mutlu sona ulaştı; tek bir nokta hariç. Seminerde başarılı bulunan 3 kişi önümüzdeki sene Tofaş takımında profesyonel olarak yarıştırılacak denmişti, fakat yaşanan ekonomik krizden olsa gerek bu söz gerçekleştirilemedi. Keşke gerçekleşseydi, şimdi kara kara nasıl yarışacağımı düşünmeme gerek kalmazdı.

Kupa töreninde yarışmacılar toplu halde.. Ben en sağdayım.

Yazımı bitirirken Azmi Abi’ye ve de Sedef’e beni anladıkları ve bana inandıkları için çook çook teşekkur ediyorum ve de bir gün yarışmaya başlayacağıma kesinlikle inanıyorum. Şu anda kendimi keşfedilmiş olarak görüyorum. Yazımı bitirmeden Renç Koçibey Eğitim Seminerine katılmak isteyenler için birkaç ipucu veriyorum. Başvurunuzu e-mail ya da faks ile yapmayın, klup binasına gidin ve laf ola başvuruda bulunmadığınızı aksine çok istekli oldugunuzu anlatmaya çalışın. Eğer seçilirseniz piste çıktığınızda mutlaka yarış çizgisinden gidin. Yarış çizgisi nedir demeyin, size gösterilecek. Önemli olan çizgi, çok hızlı olmanıza gerek yok; ama arabanın yol tutuşunu gördüğnüz zaman çok fazla fren yapmanıza da gerek olmadığını anlayacaksınız.

Son olarak: Hızlı gitmeyi seven çoğu kimsenin parası ikinci el basit bir ralli arabası almaya ve onu yarıştırmaya yeter diye düşünüyorum. Ama sanırım gösteriş meraklısı bir halk olduğumuz için tercihler eski bir ralli arabası (flash,lada samara,palio,ka en ucuz ne varsa) değil de bir cadde arabası alıp onun üzerinde modifikasyonlar yapmak oluyor. Makas atıp düz yolda gazlamanın motorsporlarıyla yakından uzaktan alakası yoktur. Keşke daha çok kişi motorsporlarına yönelse, arabayı hissetmeye başlasa, virajları düzgün dönmeyi becerse, sokakta birbirlerine üstünlük taslamaya çalışmasa... Yazımı okuduğunuz için teşekkürler.Hoşçakalın!

Herhangi bir konuda benimle bağlantı kurmak isterseniz tasdizen@hotmail.com adresine mektup atabilirsiniz.

 

Özgür Taşdizen

geriye